31 Mayıs 2012 Perşembe

FENERBAHÇE'NİN ŞAMPİYON OLMASI


Bunu istemiyormuş Ümit Karan. Bir Galatasaraylı olarak bunu istememesi kadar doğal bir şey olabilir mi? Bu yazıyı okuyan sen Fenerbahçeli Galatasaray'ın şampiyon olmasını ister misin? Ya Beşiktaş'ın? İstemezsin değil mi? Ben de istemem açıkçası. Rekabet sonuçta, istemem. Ümit Karan da istememiş Fenerbahçe'nin şampiyon olmasını, bugün olsa yine istemez, ne kadar normal değil mi? Şampiyon olmaması için elinden genel bir şey varsa yapması normal mi peki? Mesela Fenerbahçe'yle çekişen Dynamo Trabzon'la oynarken, gol atması muhtemel takım arkadaşına pas vermemesi normal mi? 
Aşağıda Ümit Karan'nın bugünkü duruşmada (30/05/12) verdiği ifadeden bazı bölümler var. Hürriyet.com.tr'den aldım haberi. Bir sürü gazetede de var, özel haber değil yani;

29 Mayıs 2012 Salı

TEŞEKKÜRLER EMRE


Hiç istemediğim bir adamdın, Fenerli olmana rağmen. Sahadaki hırçınlığın, takımına zarar veren sinirinden öteye, özel yaşamındaki cemaat bağlantın nedeniyle istemedim hiç seni. Geldin, çok kötü bir sezon sonrasında kıl payı kaçan iki şampiyonluk ve müthiş bir performansla kazanılmış bir şampiyonlukta ve elbette 29 yıl sonra kazanılan Türkiye kupasında pay sahibi oldun. Sahada hep elinden geleni yaptın hakkını vermeyen olursa ederim kavgasını. Sahada rakiplerinin bel altı mücadelesi kadar saha dışındaki düşmanlarında da mücadele ettin. Sadece senin dudaklarını çeken kamera sistemi kuruldu, sayende. Ya sen istedin ayrılmayı ya seni istemediler, sonuç aynı nasılsa. Emeklerin ve akıttığın ter için teşekkür ederim. Ama en büyük teşekkürü son Dynamo deplasmanındaki duruşun için hak ediyorsun. Yolun açık olsun Emre. 

20 Mayıs 2012 Pazar

YENİDEN


Ceketini assa seçilirdi zaten onu bile yapmadı. Bugün karşısına çıkamayan yarın çıkabilir mi bilemiyorum. Zaman gösterir göstermesine de şunu anladılar mı acaba "Bu kulübün başkanını bu kulübün kongresi belirler" nokta

19 Mayıs 2012 Cumartesi

AVRUPA ŞAMPİYONU


Bu sezon ikinci Avrupa Şampiyonluğu'nu getiren masa tenisi kadın takımımız oldu. İlk maçta zaten neredeyse garantilemişlerdi şampiyonluğu. Bugün deplasmanda aldıkları 2-3'lük yenilgiye rağmen şampiyonluklarını ilan ettiler. Önce kadın voleybol takımı şimdi de kadın masa tenisi takımı. Teşekkür etmek borcumuz.

19 MAYIS 1919


Her şeyin başladığı tarih. Unutturmaya çalışanlar unutulmasın yeter. Gün gelir devran döner.

17 Mayıs 2012 Perşembe

KOCAMAN'SIN


Minik kuşumla konuşurken hep aynı şeyi söylüyorum; "Benim için sen önemlisin, etrafındaki iyi ya da kötü örnekler beni ilgilendirmez" diyorum. Benim gurur kaynağımsın diyorum ona. Sonra bakıyorum etrafıma, Kocaman bir adamı kötü örneklerle kıyaslayanlar görüyorum. Bu kıyaslamayı anlamsız, gereksiz buluyorum. Ben elindeki pırlantayı beğenip sevmek yerine, yan masadaki kadının eline bakıp sevinen ya da hayıflanan kadını sevmem. Bilmem anlatabildim mi :)

HAYIRLI OLSUN


Önemli mi? Hem evet hem hayır. Küçümsemek değil ama evet küçümsemek bazen. Öncelikli olarak tek özelliği bizim alamıyor olmamız olan kupa artık müzede. Bu yüzyıldaki 6. finalimizi kazanabildik (2001 Gençler, 2005 Galatasaray, 2006 Beşiktaş, 2009 Beşiktaş, 2010 Dynamo, 2012 Bursa). Artık yukarıdaki fotoğrafla birlikte tüm 29 yıl geyikleri azalarak bitecek. Evet eğlenceliydi, dönem dönem biz de katıldık. Bu finallerden 2009 haricindekilerin tamamı önemli olurdu zira bu sezonların tamamında çifte kupa için mücadele ediyordu Fenerbahçe. 2006'de ve 2010'da her ikisini de alamadı. 

15 Mayıs 2012 Salı

EVLADIMA MİRAS BU SEVDA

 
Biz kendi stadımızı mı parçaladık diye sordu. Dedim Tam olarak değil, kısmen. Anlatması zor tabi. Biraz zorladım, anlattım olanları, nefret yaratmadan. Dedim ki Çok kötü davrandılar kızım bizePeki dedi Neden bize kötü davranıyorlar baba? Dedim Bilemiyorum minik kuşum. Kötü insanlar her yerde olabilir.

13 Mayıs 2012 Pazar

BU BİR TEŞEKKÜR YAZISIDIR


Aslında çok çok gecikmeli bir yazı, zira üstünden 24 saat geçti, bu nedenle özür diliyorum öncelikle. Ve şunu söylüyorum, herhangi birisini diğerinden ayırmadan kalecisinden forvetine, defansından orta sahasına, yıldızından yedeğine, yaşlısından gencine tüm futbolcularımıza, teknik direktöründen antrenörüne, fizyoterapistinden, masörüne, doktoruna, medya sorumlusundan tercümanına,

AMAÇ NEYDİ, SONUÇ NE OLDU?

 
Çok önemli bir konu bence. Herkes şunu soruyor, neden? Yanıtını birlikte arayalım. Bunun için ağırlıklı olarak 1-2 hafta geriye gidelim ama mutlaka 3 Temmuz'dan ve hatta öncesinden başlayan olaylara da dikkat çekelim. Yazdıklarım fikirlerimdir, katılırsınız katılmazsınız, yorumlarınıza da saygı duyarım. Ve hatta özellikle dün akşam yaşadıklarınızla ilgili yorumlarınız varsa, hakaret içinde hakaret olmadan yollayınız. Hazırsanız başlıyorum.